Mayıs
06


Gonderen : admin | Yorum yap (0)

Gelişmiş canlıların vücudu, tek bir parça gibi inanılmaz bir uyum ve düzen içinde çalışan sayısız parçadan oluşmuş bir bütündür. Bir bütünü oluşturan hücreler, dokular, organlar ve sistemler, her canlının var olma amacına en uygun biçimde tasarlanmıştır. En küçüğünden en büyüğüne kadar her birim kendisinden beklenen görevi yerine getirdiği sürece, bu sistem kusursuz bir makine gibi hiç aksamadan çalışır. Bütün canlıların en gelişmiş örneği insan olduğuna göre , bu eşgüdümün en çarpıcı örneği ve dünyanın en karmaşık makinesi de insan vücududur.
Hücreler
Bütün canlılarda olduğu gibi, insan vücudunda temel yaşam birimi hücredir. Erişkin bir insan vücudunda 70 trilyon kadar hücre bulunur. Bunlardan her biri kendi yaşamını sürdürürken, bir yandan da öbür hücrelerle iş birliği yaparak vücuttaki görevini yerine getirir. İnsan vücudunda, belirli görevleri üstlenmek üzere özelleşmiş ve genellikle kendine benzeyen başka hücrelerle bir araya toplanmış çok değişik tipte hücreler vardır. Ama yapıları, özellikleri ve işlevleri ne kadar farklı olursa olsun, bu trilyonlarca hücre dolaysıyla bütün vücut tek bir hücreden gelişir. Döllenmiş yumurta hücresi sürekli bölünerek embriyona dönüşürken, hücrelerin yanlızca sayısı ve boyutları değil özellikleride değişir. Böylece, kas hücresi yada karaciğer hücresi gibi farklı yapıda ve özel işlevlerle uyarlanmış değişik tipte hücreler oluşur. İnsan vücudundaki hücrelerin boyutları öylesine küçüktürki, ortalama büyüklükleri 1000 hücre yan yana dizildiğinde toplam uzunlukları ancak 1 santimetreyi bulur.



Mayıs
06


Gonderen : admin | Yorum yap (0)

İnsan gelişiminin en temel öğlerinden biridir. Çok değişik tanımları olmasına karşın, bireyin doğuştan sahip olduğu, gelişmeye açık zihinsel bir işlev olduğu konusunda psikologlar görüş işbirliği içindedir. Zekanın katılımyla kuşaktan kuşağa geçtiği; deneyim, öğrenme çevre etkisiyle biçimlendiği ve geliştiği de kabul edilmektedir. Zeka nesenler arasındaki ilişkiyi kavrama, yeni durumlara uyabilme; soyut düşünebilme, sorunlara çözüm bulma yeteneği olarak da tanımlanır. Hiç eğitim görmemiş bir insan da zeki olabilir; zeka birbirinden değişik insanlarda farklı biçimlerde kendini gösterir.

20. yüzyılın başlarında psikologlar kuşaktan kuşağa üstün zekalı bireylerin yetiştiği aileleri incelediler, öğrencilerin derslerindeki başarısının ya da başarısızlığın nedenlerini araştırdılar. Fransız psikolog Alfred Binet 1905-11 arasında, Theodore Simon ile birlikte, değişik yaşlardaki çocukların zekasını ölçmek için testler geliştirdi. Binet belirli bir yaş gurubundaki çocukların becerilerini ve zihinsel yeteneklerini saplayarak zeka yaşı kavramını ortaya attı. Buna göre, örneğin takvim yaşı (kronolojik yaş) 10 olan bir çocuk test sonucu 11 yaşındaki bir çocuğun başarısını göstermişse, zeka yaşı 11 olarak değerlendiriliyordu. Bunun tersi ise, takvim yaşı 10 olan bir çocuğun ancak 7-8 yaşındaki bir çocuğun başarısını göstermesiydi.

Zeka yaşı, farklı takvim yılındaki çocukların zekalarını ve yeteneklerini karşılaÅŸtırmada saÄŸlıklı bir ölçüt olmadığında daha sonra zeka yaşını takvim yaşına bölerek 100 ile çarpılmasından elde edilen zeka katsayısı (IQ) kullanılmaya baÅŸladı. IQ, ingilizce intelligence (zeka) ve guotient (bölüm) sözcüklerinin baÅŸharflerinden oluÅŸur. Ortalama zekalı bir çocuÄŸun IQ’su 100 olarak kabul edilmiÅŸtir. 130′un üstünde puan alanlar üstün zekalı 70 in altında puan alanlar geri zekalı olarak nitelendirilir.



Mayıs
06


Gonderen : admin | Yorum yap (1)

Geceleyin açık bir havada gökyüzünü seyrederken, çeşitli renk ve parlaklıktaki yıldızların oluşturduğu o inanılmaz ve muhteşem manzaranın içinden bir yıldızın parlak bir çizgi çizerek kayıp gittiğini muhakkak görmüşsünüzdür.

Bu sırada içinizden bir dilek tutup, bu dileğin gerçekleşmesi için de gördüğünüzden kimseye bahsetmemişsinizdir herhalde. Çünkü insanlar arasında, bir yıldız kaydığında, o yıldızın öleceği ve ölmeden önce dilek dileyenin arzusunu yerine getireceği inanışı yaygındır.

Halk arasında yıldız kayması diye tanımlanan bu olayın aslında yıldızlarla hiç bir ilgisi yoktur. Yıldızlar dünyadan milyarlarca kilometre ötedeki uzak güneşlerdir. Güneş sistemimizin içinde Güneş ve gezegenlerin çekim kuvvetleri arasında bir oraya bir buraya gezinen sayısız göktaşı vardır.

Bunlardan Dünya’nın yakınından geçerken çekim alanına girenler, hızla atmosfere dalarlar. Sürtünmeden dolayı ısınırlar, yanarlar ve arkalarında parlak, çizgi gibi bir iz bırakırlar. Sonunda tamamına yakını, düşüşün son anında görülen parlamayı takiben yok olurlar.

Yer atmosferine her yıl toplamı 15 bin ton olan 200 bin kadar göktaşı düştüğü kabul ediliyor. Bu hesaba göre yerin kütlesi 4,5 milyar yıllık ömrü içinde gelen göktaÅŸları sayesinde epeyce artmış olması gerekiyor. Dünya’ya düşen göktaÅŸlarının incelenmeleri sonucu içlerinde dünyada var olmayan yeni bir elemente rastlanmamıştır.

Atmosfere girdiklerinde yanan ve çoÄŸunlukla yok olan göktaÅŸlarına “meteor” denilirken bunlardan yere ulaÅŸmayı baÅŸaranlara da “meteorit” deniliyor. Dünyamızın büyük bir kısmı okyanuslarla kaplı olduÄŸundan yere ulaÅŸabilen göktaÅŸlarının çoÄŸu da buralara düşerler. Ancak Dünya’nın bir çok yerinde de karalar üzerinde meteoritlerin yol açtığı izler ve çukurlar vardır.

Ülkemizde rastlanan en büyük göktaşı 25 kilogram olup Domaniç yaylasında bulunmuÅŸtur. Dünyada bilinen göktaÅŸlarının en büyüğü ise güneybatı Afrika’da Grootfentein’de bulunan göktaşıdır ve kütlesi 80 ton kadardır.

Bugüne kadar dünyada 20 civarında insanın göktaşı isabeti nedeniyle yaralandığı tespit edilmiştir. Yani uzayda, binlerce yıl oyunca, milyarlarca kilometre yol alan bir taş, atmosfere çok uygun bir açıdan girsin, yanmadan yere kadar ulaşarak gelsin, kafanıza düşsün. İşte kısmet diye buna denilir!
 



Mayıs
06


Gonderen : admin | Yorum yap (0)

Dünyanın en yüksek şelalesi: Angel-Venezuela–1.000 m.
 Dünyanın en büyük nehri: Nil-Afrika
 Dünyanın en yüksek dağı: Everest-Asya–8.848 m.
 Dünyanın en büyük çölü: Büyük Sahra Çölü-Orta/Kuzey Afrika
 Dünyanın en büyük yanardağı: Tambora-Endonezya
 Dünyanın en büyük mağarası: Carlsbad Mağarası-New Mexico, ABD
 Dünyanın en büyük gölü: Hazar Denizi-Orta Asya–394.299 km²
 Dünyanın en büyük adası: Grönland-Kuzey Atlantik–2.175.597 km²
 Dünyanın en sıcak yeri: Al’Aziziyah-Libya–57,7 C
 Dünyanın en soğuk yeri: Vostock II- -89,2 C
 Dünyanın en kalabalık ülkesi: Çin–1.237.000.000 kişi
 Dünyanın en geniş ülkesi: Rusya–10.610.083 km²
 Dünyanın en küçük ülkesi: Vatikan–0.272 km².
 Dünyanın en kalabalık şehri: Tokyo-Japonya–26.500.000 kişi
 Dünyanın en uzun binası: Suyong Bay Tower-Pusan(Güney Kore): 88 kat 462 m.
 Dünyanın en uzun demiryolu tüneli: Seikan-Japonya–53,9 km.
 Dünyanın en uzun karayolu tüneli: St.Gotthard-İsviçre-16.4 km.
 Dünyanın en uzun kanalı: Panama kanalı-Panama–81,5 km.
 Dünyanın en uzun köprüsü: Akashi-Japonya–1.990 m.
 Dünyada en çok konuşulan dil: Çince (mandarin)-885.000.000 kişi
 Dünyanın en çok ülke ile sınırı olan ülke: Çin (15 ülke ile sınırı var)
 Dünyanın en yüksek yerleşim yeri: Webzhuan, Çin-Deniz seviyesinden 5.090 m. yukarıda
 Dünyanın en alçak yerleşim yeri: Calipatria, Kaliforniya, ABD - deniz seviyesinin 54 mt. Altında
 Dünyanın en uzun kesintisiz sınırı: ABD-Kanada sınırı.



Mayıs
06


Gonderen : admin | Yorum yap (0)

GüneÅŸ, GüneÅŸ Sistemi’ndeki en büyük gök cismidir. Çok sıcak ve yanmakta olan bazı gazlardan oluÅŸur. Bu nedenle, yüzeyinde her saniyede milyonlarca atom bombası patlamasına eÅŸit güçte patlamalar olur. Bu patlamalarda boyu Dünyamızın büyüklüğünün 40-50 katı olan alevler fışkırır. GüneÅŸ’in dış yüzeyindeki sıcaklık 6000 derece, içindeki sıcaklık ise 12 Milyon derecedir.